untitled
viviti

TERCÜMAN

Mafya babası haraçlarını toplaması için yeni bir tetikci buldu. Seçtiği adam sağır ve dilsizdi. Çünkü baba, bu tetikci yakalanırsa polise fazla bir şey anlatması mümkün olamaz, diye düşünüyordu... Baba, bir gün ödemelerin geciktiğini fark etti ve tetikçiyi odasına aldırttı, bir de işaret dilini bilen tercüman buldular. tercüman işaretle sordu:
- Para nerde?
Sağır dilsiz işaretle yanıt verdi:
- Ne parası? Benim paradan maradan haberim yok. Neyden bahsettiğinizi anlamıyorum.
Tercüman tercüme etti:
- Neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş.
Baba 38'ligi koltuk altından çekip sağır dilsizin beynine dayadı: - Simdi sor bakalım, para nerede.
Tercüman işaretle sordu:
- Para nerede?
Sağır-dilsiz kan ter içinde işaretle yanıt verdi:
- Şehir merkezindeki parkta, büyük heykelin olduğu kapıdan girince soldan 3. ağacın kovuğunda yüz bin dolar var.
- Ne dedi? dedi Baba.
Tercüman yanıtladı:
- Dedi ki, hala neyden bahsettiğinizi anlamıyormuş, ayrıca o tetiği çekmek de biraz sıkarmış.

SAVAŞ

Temel, Amerikanin durduk yerde Irak'a saldirmasindan rahatsiz olmustur. Bir yolunu bulup baskan Bush'a telefon eder:
"Alooo! Ben, Temel olarak size savas acayrum haberunuz olsun!"
Bush, gülerek yanitlar:
"Hehehe...kac kisilik bir ordun var ki?"
Temel düsünür:
"Hmmm...kayinpirader Idrus, halaogli Tursun, kaavedeki arkadaslar..." ve yanit verir: "9 kisidur daa!"
Bush icinden kis kis güler ve ciddi olmaya calisarak:
"Temel bey, sizin 9 kisilik ordunuza karsilik Amerikan ordusu tam 2 milyon askerden olusmaktadir!" der.
"Hmmm..." der Temel:
"Sizu pir süre sonra arayacagum."
Aradan birkac gün gecer ve Temel, Bush'u yeniden arar:
"Baskan, savas ilanimuz gecerlidur. Bir miktar ekipman hazirladuk size karsi!"
Bush, ilgiyle sorar:
"Neymis bunlar?" "Hacan, bizim Tursun'un tiraktörü, benim cakaralmaz tüfek bi de kavedeki arkadaslardan birinin bicerdöveri..."
Bush güler:
"Iyi ama benim tam 150 bin tankim, 30 bin ucagim ve 10 bin askeri gemim var! Haaa, ayrica bu arada askerlerimizin sayisi da 3 milyon oldu!"
Temel yeni gelisme karsisinda biraz sikilmistir:
"Tamam, bir müddet sonra sizu yeniden arayacagum."
Birkac hafta sonra Temel, Bush'u yeniden arar:
"Baskan, savas ilanumuzu ceri alayrum."
Bush merakla sorar:
"Neden?"
Temel, moralsiz bicimde yanitlar:
"Cenevre anlasmasinu incelemisuzdur. 3 milyon savas esirini barinduracak yerimiz yoktur!"

EŞEK

Mehmet Bey köpeğinin tasmasından tutmuş yolda giderken, hoşlanmadığı bir komşusuyla karşılaştı. Komşu sordu:
- Bu eşekle nereye gidiyorsun?
- Yahu bu köpek be, diye tersledi Mehmet Bey. Köpekle eşeği birbirinden ayıramıyor musun?
Komşu aldırışsız:
- Ben köpekle konuşuyorum. Sen ne diye söze karışıyorsun?

HELP ME!

Temel deniz kenarinda yürürken birden bir feryatla irkilir...Turistin biri: "Help me help me" diye bagirir
Temel piskin piskin bakar ve:" Ingilizce ögrenecegine yüzme ögrenseydin" der.

TEMEL ABİ...

RİZE'ın köylerinden birinde köylüler her zamanki gibi oturmuş TV seyrediyolarmış. O sırada TV'de Ecevit çıkmış. TEMEL abi onu görünce az ekmeğimi yemedi zamanında şimdi bi hal hatır sorduğu yok demiş. köylüler atma TEMEL abi demişler.TEMEL abi de inanmıyosanız gidelim size göstereyim demiş.

köylüler atlamışlar bi otobüse tutmuşlar ankara'nın yolunu. TBMM'nin önünde beklerlerken Ecevit çıkmış dışarı TEMEL abiyi görünce hemen gelmiş yanına elini öpmeye kalkışmış. nasılsın abicim kusura bakma işler yoğun sana gelemiyoruz demiş. köylüler şaşırıp kalmışlar.

sonra bi gün yine kahvede TV seyrederlerken o zamanki cumhurbaşkanı demirel çıkmış TV'ye TEMEL abi yine aynı şeyleri söylemiş. köylüler ecevit belki akrabasıdır bunu da tanıyacak değil herhalde diye yine tutmuşlar Ankara'nın yolunu. yine demirel TEMEL abi'yi görünce elini öpmeye kalkmış. köylüler TEMEL abiye büyük saygı duymaya başlamışlar.

derken bi gün TV'ye dönemin ABD başkanı clinton çıkmış. herkes susmuş TEMEL abiye bakmış. TEMEL abi yine elimde büyüdü diye başlamış konuşmaya. köylüler yuh artık o kadarda olamaz demişler. toplanıp borç harç ABD'ye gitmişler. beyaz sarayın önüne geldiklerinde korumalar sadece TEMEL abinin içeri girmesine izin vermişler. o da köylülere siz aşağıda bekleyin biz size balkondan el sallarız demiş. 10-15 dakika sonra balkonda iki kişi belirmiş.

köylüler suratları tam seçemiyolarmış. o sırada oradan geçmekte olan micheal jordan'a senin boyun uzun şu balkonda el sallayan kim bi bakıver demişler.

jordan bi süre bakmış sonra valla el sallayanı bilmiyorum ama yanındaki bizim TEMEL abi demiş.

POLİS TELSİZLERİ

** 5443 Merkez : Cemal Gursel caddesi'nde supheli bir paket var.

** Anlaşildi, çevre güvenligini alin uzman gönderiyorum.

** Merkez uzman ekibe gerek kalmadi, paket bos.

** Bos oldugunu nasil anladiniz.

** Efendim uzerinden kamyon gecti.

--------- Merkez ekiplerden sirayla mevkii ve yol durumu hakkinda bilgi aliyor :

** 5945 Merkez : Hava yagisli, zemin kuru, yolda kalan arac yok.

** Merkez 5945 : Hava yagisliysa zemin nasil kuru oluyor?

** Anonsu yaparken tunelden geciyorduk

--------- ** Merkez 4818 : Arac alkollu mu?

** Olumsuz efendim, dizelmiş.

GÖZLÜK

Temel, kasabaya inerek gözlükçüye girer ve bir okuma gözlüğü istediğini söyler. Dükkandaki bütün gözlükleri denediği halde Temel'in hala okuyamadığını gören gözlükçü ,

"Kuzum ! sen, okuman yazman olduğundan emin misin " diye sorunca;

Temel:-Ula ! yoksa şart midur ?

KISMETSİZ BABA

- Babam öldü, demis Temel.
Ilyas sormus:
- Neden öldü?
- Apartmanin sekizinci katinin balkonundan düstü.
- Eyvah parçalandi mi?
- Yok, giristeki bakkalin tentesine düsünce oradan havalanip
karsi apartmana yöneldi.
- Apartmana mi çarpti, nasil oldu?
- Yok, karsi apartmanın balkonunda çamasirlar asili idi.
Çamasir ipine vurup fabrikanin bahçesine düstü.
- Orada mi öldü?
- Yok, fabrika çelik yay fabrikasi, bahçedeki yaylarin üzerine
düsüp havalandi yeniden...
- Peki sonra?
- Sonrasi ne? Baktik ki yere inmiyor, biz de vurduk onu.

ÖLÜ ADAM

3 Arkadaş yolda yürürlerken kestirme bir yol bulmuşlar. Bu kestirme yol mezarlıktan geçiyormuş. 3 arkadaş mezarlıktan yürürken tak tak sesleri duymuş.
Hayalet olduğunu düşünen bu 3 arkadaş titreye titreye ilerlemeye devam etmiş. Biraz daha yürüdükten sonra ileri de bir taşa elindeki çekiçle vuran yaşlı bir adam görmüşler. Adamın yanına gelip:
- Amca ne yapıyorsun. Korkuttun bizleri.
Adam:
- Adımı yanlış yazmışlarda onu düzeltiyorum...

Bir lisan öğrenmemizin zamanı geldi galiba...

Temel ve Dursun kahvenin önunde oturuyorlarmış. Bir turist gelmiş ve Temele İngilizce yolu sormuş...
Temelde ses yok.
Turist bu defa Almanca sormuş.
Temel'de yine ses yok.
Turist bu defa Fransızca konuşmuş.
Yine ses yok.
İspanyolca, yine ses yok.
Turist kızmış, bağırıp çagırdıktan sonra
çekip gitmiş.
Bunun üzerine Dursun Temel'e:
- Bir lisan öğrenmemizin zamanı geldi galiba... demiş. Temel ise Dursun'a dönerek,
- Boşver, ne gerek var? Adam dünya kadar lisan biliyor ama bi derdini anlatabildi mi?...  

Üniversitenin ilk GÜNÜ

Universitenin ilk gunu bir dekan sinifa girdi ve
"Gunaydin"dedi.
Sinif hep birden "Gunaydin hocam!" deyince "A! Siz birinci
sinifsiniz," dedi. Sonra acikladi:
"Bir hoca sinifa girip "Gunaydin!" dediginde, hepsi
"Gunaydin hocam!" derse birinci siniftirlar;
gazetelerini ortadan kaldirip kitaplarini acarlarsa ikinci siniftirlar;
hocayi gormek icin gazetelerinin yukarisindan bakarlarsa ucuncu siniftirlar;
ayaklarini siraya koyup gazetelerini okumaya devam ederlerse dorduncu siniftirlar.
Ama eger hoca iceri girip "Gunaydin!" dediginde bunu not aliyorlarsa master ogrencisidirler.

This Website Built and Hosted for Free at Bravenet.com

Web Hosting · Blog · Guestbooks · Message Forums · Mailing Lists
Easiest Website Builder ever! · Build your own toolbar · Free Talking Character · Email Marketing
powered by a free webtools company bravenet.com